Birinci basamakta görevli hemşireye gönderilen hakaret mesajları infial yarattı.
Birinci basamak sağlık hizmetlerinde yaşananlar artık “sorun” başlığını aşmış durumda. Hemşireye yönelik açık hakaret içeren mesajlar net biçimde görülüyor. Mesajların içeriği, birinci basamakta çalışan hemşirelerin ve ebelerin nasıl bir ortamda hizmet vermeye zorlandığını gözler önüne seriyor.
Bu görüntülerle birlikte artık inkâr edilemeyecek gerçek şu:
Birinci basamak sağlık hizmetleri, çalışan onurunun sistematik biçimde örselendiği bir noktaya sürüklendi.
Görseldeki tablo açık: Bu bir iletişim sorunu değil, sistem krizidir
Paylaşılan mesajlaşmalarda, “4 yaş okul aşısı” talebi üzerinden başlayan yazışmaların kısa sürede hakaret ve aşağılamaya dönüştüğü görülüyor. Haber dili gereği ifadeler birebir aktarılmıyor; ancak kullanılan dilin hemşirenin mesleki itibarını hedef aldığı, sınır tanımadığı ve kabul edilemez olduğu açık.
Bu tablo; ne “yanlış anlaşılma”, ne “ani öfke”, ne de “istisnai bir durum” olarak açıklanabilir. Bu, kuralsızlığın ve sahipsizliğin doğal sonucudur.
“Birinci basamakta görev yapan hemşirenin maruz bırakıldığı bu tabloyu, bu ülkede başka hiçbir kurumda göremezsiniz.”
Bu sözler bir serzeniş değil, teşhistir.
Birinci basamakta çalışan hemşire ve ebeler; hem aşılama gibi hayati hizmetleri yürütüyor, hem vatandaşla yüz yüze kalıyor, hem de hiçbir kurumsal koruma olmadan hakarete maruz bırakılıyor.
Sorunun adı konulmalı: Sağlık çalışanı sahipsiz bırakıldı
Ortaya çıkan tablo, tek tek kişilerin davranışlarından çok daha büyük bir gerçeği işaret ediyor:
- Resmî iletişim kanalları çalışmıyor
- Süreçler kişisel mesajlaşmalara itilmiş durumda
- Çalışanı koruyan net ve caydırıcı bir mekanizma yok
- Hakaretin bir bedeli olmadığı algısı yerleşmiş durumda
Bu şartlar altında birinci basamakta çalışma barışından, hizmet kalitesinden ve toplum sağlığından söz etmek mümkün değil.
Bu tablo neye yol açıyor?
Birinci basamakta hemşireye yönelik bu dilin sonuçları ağır:
- Çalışanlarda tükenmişlik ve mesleki kopuş
- Hizmet sunumunda aksama ve kalite kaybı
- Vatandaş–çalışan ilişkilerinde gerilim ve güvensizlik
- Deneyimli personelin birinci basamaktan uzaklaşması
- Koruyucu sağlık hizmetlerinde zincirleme kırılma
Bu bedeli yalnızca sağlık çalışanları değil, toplumun tamamı ödüyor.
Son söz: Artık kimse “bilmiyorduk” diyemez
Ortada ekran görüntüleri var.
Ortada kullanılan dil var.
Ortada tükenen sağlık çalışanları var.

