HEP-SEN’in kamuoyuyla paylaştığı önemli hukuki kazanımlardan biri daha sağlık çalışanlarının gündemine girdi. İstanbul’da görev yapan sözleşmeli bir hemşirenin, mahkeme kararıyla vasisi olduğu yüzde 94 engelli ve tam bağımlı kardeşinin bakımını sürdürebilmek amacıyla yaptığı nakil başvurusunun reddedilmesi yargıdan döndü. İstanbul 1. İdari Dava Dairesi tarafından verilen yürütmenin durdurulması kararı, sağlık mazereti nedeniyle tayin isteyen sağlık personeli açısından emsal niteliğinde değerlendiriliyor.
Sözleşmeli Hemşirenin Nakil Talebi Yargıya Taşındı
Olayda, İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sözleşmeli hemşire olarak görev yapan sağlık çalışanı, Şanlıurfa il merkezinde yaşayan ve mahkeme kararıyla vasisi olduğu ağır engelli kardeşinin bakımını üstlenebilmek için Şanlıurfa’daki hastanelere nakil talebinde bulundu. Dosyada, kardeşinin yüzde 94 engelli olduğu ve tam bağımlı durumda bulunduğu bilgisi yer aldı. Aynı zamanda babasının da Şanlıurfa’da yaşadığı belirtildi.
Sağlık çalışanının yaptığı başvuruya idare tarafından açık bir olumlu yanıt verilmedi. Bu nedenle süreç zımni retle sonuçlandı. Nakil talebinin karşılıksız bırakılması üzerine konu yargıya taşındı ve dava süreci başladı.
İlk Derece Mahkemesinden Ret, Üst Mahkemeden Durdurma Kararı
Davada ilk aşamada yürütmenin durdurulması talebi kabul edilmedi. Ancak dosyanın üst mahkemeye taşınmasının ardından İstanbul 1. İdari Dava Dairesi, itirazı değerlendirerek önemli bir karara imza attı. Üst mahkeme, söz konusu işlemin hukuka açıkça aykırı olduğu kanaatine vararak yürütmenin durdurulmasına hükmetti.
Bu karar, engelli kardeşine mahkeme kararıyla vasi olan sağlık çalışanlarının sağlık mazeretine dayalı yer değişikliği taleplerinin idare tarafından keyfi biçimde reddedilemeyeceğini ortaya koyması bakımından dikkat çekti.
Kararın Dayanağında Sağlık Mazereti Düzenlemesi Yer Aldı
Dosyada öne çıkan en önemli hususlardan biri, ilgili mevzuatta “yargı kararı ile vasi tayin edildiği kardeş” ifadesinin açık biçimde yer alması oldu. Sağlık Bakanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin sağlık mazeretine bağlı yer değişikliğini düzenleyen 19. maddesinde; personelin kendisinin, eşinin, annesinin, babasının, bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının ve yargı kararı ile vasi tayin edildiği kardeşinin sağlık durumunun görev yaptığı yerde tehlikeye girmesi ya da görev yerinin değişmemesi halinde bu durumun ağırlaşacağının sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi halinde yer değişikliği yapılabileceği hüküm altına alınıyor.
Bunun yanında Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik’te de sağlık mazeretine bağlı yer değişikliği hakkına ilişkin düzenlemeler bulunuyor. Böylece mahkeme kararının yalnızca vicdani değil, aynı zamanda güçlü bir mevzuat zeminine dayandığı görülüyor.
Mahkeme, İdarenin Takdir Yetkisinin Sınırsız Olmadığını Vurguladı
Kararda, idarenin atama ve nakil işlemlerinde takdir yetkisine sahip olduğu ancak bu yetkinin mutlak ve sınırsız olmadığı vurgulandı. Kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılması gereken bu yetkinin, açık mevzuat hükümleri ve somut sağlık mazereti karşısında keyfi şekilde kullanılamayacağına dikkat çekildi.
Özellikle dosyada bulunan yüzde 94 engelli sağlık kurulu raporu ile mahkeme tarafından verilmiş vasi tayin kararı, başvurunun hukuki dayanaklarını güçlendiren temel belgeler arasında yer aldı. Böylece engelli kardeşin bakımının aile içi bir tercih değil, hukuken tanınan ve korunması gereken bir sorumluluk olduğu bir kez daha ortaya konmuş oldu.
HEP-SEN’den Sağlık Çalışanları İçin Önemli Hukuki Başarı
HEP-SEN’in duyurduğu bu karar, yalnızca tek bir dosyada elde edilmiş bir yargı sonucu olarak görülmüyor. Sendikanın hukuki mücadelesi sonucunda ortaya çıkan bu gelişme, benzer durumda bulunan sözleşmeli sağlık çalışanıları için de önemli bir yol gösterici niteliği taşıyor. Özellikle engelli yakınına bakım veren, mahkeme kararıyla vasi olarak sorumluluk üstlenen ve bunu resmî belgelerle ispatlayan sağlık personelinin tayin taleplerinde daha güçlü bir hukuki zemine sahip olduğu değerlendiriliyor.
Bu yönüyle karar, sağlık çalışanlarının ailevi yükümlülükleri ile çalışma hayatı arasındaki dengenin yalnızca idari değerlendirmelerle değil, hukuk devleti ilkesi çerçevesinde ele alınması gerektiğini de gösteriyor.
Engelli Kardeşe Vasi Olan Sağlık Çalışanları İçin Emsal Niteliğinde
Verilen yürütmenin durdurulması kararı, sağlık mazereti tayini, sözleşmeli hemşire nakil talebi, engelli kardeşe vasi olunması ve sağlık çalışanlarının aile birliği hakkı gibi başlıklarda emsal oluşturabilecek nitelik taşıyor. Kararla birlikte, mahkeme kararıyla kardeşine vasi olan sağlık personelinin nakil taleplerinin yalnızca idari takdir çerçevesinde değil, açık mevzuat hükümleri ve insan odaklı değerlendirmeler ışığında ele alınması gerektiği netleşmiş oldu.
HEP-SEN’in paylaştığı bu hukuki kazanım, sağlık çalışanlarının yaşadığı mağduriyetlerin yargı yoluyla giderilebileceğini gösterirken, benzer durumda olan pek çok sağlık emekçisi için de umut verici bir örnek olarak öne çıktı.
Sağlık Mazereti Tayininde Yeni Bir Eşik
Engelli kardeşine vasi olan sözleşmeli sağlık çalışanının nakil talebiyle ilgili verilen bu karar, sağlık mazeretine bağlı yer değişikliği taleplerinde yeni bir eşiğe işaret ediyor. Özellikle ağır engelli yakını bulunan ve bakım sorumluluğunu fiilen üstlenen sağlık personelinin taleplerinin görmezden gelinmesi halinde, yargının devreye girerek hukuki koruma sağlayabileceği bir kez daha ortaya çıktı. HEP-SEN’in hukuki desteğiyle kazanılan bu süreç, hem sağlık çalışanlarının hak arama mücadelesi hem de idarenin mevzuata uygun işlem tesis etme zorunluluğu açısından dikkat çeken bir örnek oldu.
Hemşireler.Net Haber Merkezi
