Türkiye’de sağlık sisteminin bel kemiğini oluşturan hemşireler, uzun süredir ağır çalışma koşulları, yoğun iş yükü, düzensiz nöbet sistemleri ve adaletsiz uygulamalar nedeniyle ciddi bir tükenmişlik riskiyle karşı karşıya. Sahadan gelen veriler ve meslek örgütlerinin uyarıları, sorunun bireysel “dayanıklılık” eksikliği değil, sistemin sürdürülemez yapısı olduğunu net biçimde ortaya koyuyor.
Son dönemde paylaşılan kapsamlı bir değerlendirme metni, hemşirelik mesleğinde yaşanan yapısal sorunları 7 temel başlık altında ele alarak çözüm için somut ve uygulanabilir öneriler sunuyor. Uzmanlara göre bu başlıklar hayata geçirilmeden, hem çalışan güvenliğini hem de hasta bakım kalitesini korumak mümkün değil.
1. Nöbet Sistemi İnsan Biyolojisine Uygun Olmalı
Birçok sağlık kurumunda hâlâ 24 saatlik nöbet uygulamaları fiilen devam ediyor. Bu durum, hem hemşirelerin fiziksel ve ruhsal sağlığını tehdit ediyor hem de hasta güvenliği açısından ciddi riskler oluşturuyor. Uzun süreli uykusuzluk ve aşırı yorgunluk, tıbbi hata ihtimalini artıran en önemli faktörler arasında yer alıyor.
Uzmanlar, ideal çalışma düzeninin 8–12 saatlik vardiyalar ve yeterli dinlenme süresi üzerine kurulması gerektiğini vurguluyor. İnsan biyolojisine aykırı çalışma modellerinin terk edilmesi, hem sağlık çalışanlarının korunması hem de hizmet kalitesinin yükseltilmesi açısından kritik görülüyor.
2. Personel Sayısı İş Yüküne Göre Planlanmalı
Bir hemşireye düşen hasta sayısı arttıkça, bakım kalitesi düşüyor, hata riski artıyor ve tükenmişlik kaçınılmaz hale geliyor. Türkiye’de birçok klinikte personel sayısının, gerçek iş yükünü karşılamaktan uzak olduğu uzun süredir dile getiriliyor.
Bu nedenle klinik bazlı standart hemşire/hasta oranlarının belirlenmesi ve bu oranlara göre istihdam planlaması yapılması gerektiği belirtiliyor. Yeterli personel olmadan kaliteli, güvenli ve sürdürülebilir sağlık hizmeti sunmanın mümkün olmadığı vurgulanıyor.
3. Nöbet Listeleri Önceden İlan Edilmeli
Hemşirelerin sosyal hayatlarını planlayabilmeleri, aile yaşamlarını sürdürebilmeleri ve dinlenme süreçlerini düzenleyebilmeleri için nöbet listelerinin öngörülebilir olması büyük önem taşıyor. Ancak birçok kurumda listelerin geç açıklanması veya sık sık keyfi şekilde değiştirilmesi ciddi bir sorun olarak öne çıkıyor.
Uzmanlara göre nöbet listeleri en az bir ay önceden ilan edilmeli ve zorunlu haller dışında keyfi değişikliklere gidilmemeli. Aksi halde çalışan motivasyonu düşüyor, iş barışı bozuluyor ve tükenmişlik daha da derinleşiyor.
4. Görev Tanımları Net Şekilde Uygulanmalı
Sistemin açıklarını kapatmak adına hemşirelere sekreterlik, taşıma, temizlik gibi meslek dışı görevlerin yüklenmesi, kısa vadede işleri “kolaylaştırıyor” gibi görünse de uzun vadede mesleki tükenmişliği artırıyor ve hemşirelik mesleğinin niteliğini zedeliyor.
Uzmanlar, hemşirelerin kendi mesleki görev tanımlarına odaklanması gerektiğini, meslek dışı işlerin ise ilgili personel tarafından yürütülmesinin hem hizmet kalitesi hem de çalışan sağlığı açısından zorunlu olduğunu ifade ediyor.
5. Eğitim Hemşireliği Aktif Hale Getirilmeli
Yeni başlayan hemşirelerin yeterli uyum süreci olmadan doğrudan yoğun klinik yükün içine girmesi, hem hasta güvenliği hem de çalışan sağlığı açısından ciddi riskler barındırıyor. Sahada sıkça dile getirilen “denize atılmış gibi işe başlama” durumu, sistemin en zayıf halkalarından biri olarak görülüyor.
Oryantasyon programlarının ve hizmet içi eğitimlerin zorunlu, planlı ve etkin şekilde uygulanması gerektiği vurgulanıyor. Eğitim hemşireliğinin aktif rol alması, hem mesleki yeterliliği artırıyor hem de yeni başlayanların tükenmişliğe sürüklenmesini önlüyor.
6. Psikolojik Destek ve Tükenmişlik Önlemleri Sağlanmalı
Hemşirelik, yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda çok ağır bir duygusal yük taşıyan mesleklerin başında geliyor. Sürekli hastalık, ölüm, acı ve yoğun stresle karşı karşıya kalan çalışanların psikolojik olarak desteklenmemesi, uzun vadede ciddi ruhsal sorunlara yol açabiliyor.
Bu nedenle kurumlar bünyesinde psikolojik destek mekanizmalarının kurulması, tükenmişliği önleyici programların hayata geçirilmesi ve çalışanların ruh sağlığının sistematik şekilde korunması gerektiği belirtiliyor.
7. Teşvik ve Ücret Sistemi Adil Olmalı
Aynı işi yapan çalışanlar arasında oluşan büyük maaş ve teşvik farkları, motivasyonu ciddi şekilde düşürüyor ve iş barışını zedeliyor. Mevcut ödeme sistemlerinin şeffaf olmaması ve mesleki riskleri yeterince dikkate almaması, sahada en çok eleştirilen konular arasında yer alıyor.
Uzmanlara göre şeffaf, adil ve mesleki riskleri dikkate alan bir ücretlendirme ve teşvik sistemi kurulmadan, sağlık hizmetlerinde sürdürülebilir bir motivasyon ortamı oluşturmak mümkün değil.
Sorun Hemşirenin Dayanıklılığı Değil, Sistemin Dayanıksızlığı
Yapılan değerlendirmeler, hemşirelikte yaşanan krizin bireysel değil, açıkça yapısal bir sorun olduğunu ortaya koyuyor. Çözümün ise daha insani çalışma koşulları, adil ücretlendirme, güçlü kurumsal destek mekanizmaları ve bilimsel planlamadan geçtiği ifade ediliyor.
Bu adımlar hayata geçirilmeden, hem sağlık çalışanlarının tükenmişliğinin önüne geçilmesi hem de hasta bakım kalitesinin korunması mümkün görünmüyor. Uzmanlar, hemşireliği ayakta tutacak olan şeyin “daha fazla fedakârlık” değil, “daha güçlü ve adil bir sistem” olduğunu vurguluyor.
HEMŞİRELER.NET
