MAHKEME “DÖN” DEDİ, İDARE 10 GÜN SONRA YİNE GÖNDERDİ!
Aynı hemşire, aynı idari ısrar, ikinci kez mahkemeden dönüş! İstanbul Prof. Dr. Cemil TAŞÇIOĞLU şehir hastanesinde yıllardır diyabet hemşireliği yapan, bu alanda sürekli eğitimler alan deneyimli hemşirenin görev yeri mahkeme kararıyla iade edildi. Ancak hastane yönetimi, kararın uygulanmasından yalnızca 10 gün sonra hemşireyi yeniden başka bir birime gönderdi. Açılan ikinci davada da mahkeme idari işlemi hukuka aykırı buldu.
Şimdi yanıt bekleyen soru şu: Mahkeme kararını fiilen etkisizleştiren bu idari ısrarın ve tekrar eden davaların kamuya yüklediği yargılama giderlerinin hesabını kim verecek?
MAHKEME KARARI İDARE İÇİN “TAVSİYE” DEĞİLDİR!
Anayasa’nın 138. maddesi son derece açık: İdare mahkeme kararlarına uymak zorundadır; kararları değiştiremez ve yerine getirilmesini geciktiremez.
Buna rağmen İstanbul’daki şehir hastanesinde yaşandığı belirtilen olay, sağlık yönetiminde liyakat, hukuka bağlılık ve kamu kaynaklarının kullanımı konusunda ciddi soruları beraberinde getirdi.
Yıllarca diyabet hemşiresi olarak görev yapan, bu alanda eğitimler alan ve mesleki deneyim kazanan bir hemşirenin görev yeri idari kararla değiştirildi.
HEP-SEN sendikası tarafından açılan dava sonucunda mahkeme işlemi hukuka aykırı bularak hemşirenin eski görev yerine dönmesi yönünde karar verdi.
Karar idareye bildirildi ve hemşire yeniden diyabet biriminde görevlendirildi.
Ancak asıl dikkat çekici gelişme bundan sonra yaşandı.
KARAR UYGULANDI, 10 GÜN SONRA YENİDEN GÖNDERİLDİ
HEP-SEN’in açıklamasına göre hemşire, mahkeme kararı doğrultusunda görevine döndükten yalnızca 10 gün sonra yeniden başka bir birimde görevlendirildi.
Sendika ikinci kez yargıya başvurdu.
Ve ikinci davayı da kazandı.
Bu tablo artık yalnızca bir “görev yeri değişikliği” tartışması olmaktan çıkıyor.
Ortada yanıtlanması gereken çok daha ciddi bir soru bulunuyor:
Bir mahkeme kararının ardından aynı sonucu doğuran yeni bir idari işlem tesis edilmesinin gerekçesi neydi?
ANAYASA: İDARE MAHKEME KARARINA UYMAK ZORUNDA
Anayasa’nın 138. maddesi, idarenin mahkeme kararlarına yaklaşımı konusunda herhangi bir belirsizlik bırakmıyor.
İdare mahkeme kararlarına uymak, kararları değiştirmemek ve yerine getirilmesini geciktirmemek zorunda.
Anayasa Mahkemesi de yargı kararlarının zamanında ve gereği gibi uygulanmamasının hukuk devleti ilkesi bakımından kabul edilemeyeceğini vurguluyor.
Dolayısıyla burada tartışılması gereken yalnızca hemşirenin hangi birimde çalışacağı değil; yargı kararının idari tasarruflarla fiilen etkisizleştirilip etkisizleştirilmediğidir.
İKİ DAVA KAYBEDİLDİ: FATURAYI KİM ÖDEYECEK?
Her idari dava aynı zamanda kamu açısından bir maliyet anlamına geliyor.
Yargılama giderleri, koşullarına göre vekâlet ücretleri ve idari süreç için kullanılan kamu personeli ve zamanı düşünüldüğünde, aynı uyuşmazlığın tekrar mahkemeye taşınması kamu kaynaklarının yönetimi açısından da sorgulanmayı gerektiriyor.
Hastanelerde tasarruf gerekçesiyle personelin en küçük ihtiyaçlarının dahi hesaplandığı bir dönemde, hukuka aykırı bulunan idari işlemlerin neden olduğu giderlerin kamu bütçesinden karşılanması ayrıca tartışma konusu.
İlk davanın ardından yönetici kararı neden uygulamadı?
Ortaya çıkan yargılama giderleri için sorumluluk incelemesi yapılacak mı?
LİYAKAT NEREDE?
Olayın bir başka boyutu ise sağlık insan gücünün doğru kullanılması.
Yıllarca belirli bir alanda çalışan, o alana ilişkin eğitimler alan ve uzmanlaşan bir hemşirenin birikiminin somut hizmet gerekleri ortaya konulmadan değerlendirme dışı bırakılması, liyakat ve insan kaynakları yönetimi açısından açıklanmaya muhtaç.
Kamu hastanelerinde nitelikli insan gücü en değerli kaynaklardan biri.
Bu nedenle soru yalnızca “Yönetimin görev yeri değiştirme yetkisi var mı?” değildir.
Asıl soru şudur:
Bu yetki kamu yararı, hizmet gerekleri, liyakat ve yargı kararlarının bağlayıcılığı gözetilerek mi kullanıldı?
MAHKEME KARARINI 10 GÜNLÜĞÜNE UYGULAMAK, KARARA UYMAK MIDIR?
İlk mahkeme kararının ardından hemşirenin görevine döndürülmesi, ardından yalnızca 10 gün sonra yeniden başka bir birime gönderilmesi olayın en kritik noktasını oluşturuyor.
Çünkü hukuk devletinde mahkeme kararları şeklen uygulanıp ardından aynı sonucu doğuracak işlemlerle etkisiz hâle getirilebilecek idari tavsiyeler değildir.
Nitekim Anayasa Mahkemesi de mahkeme kararlarının zamanında yerine getirilmesinin ve sonuçsuz bırakılmamasının hukuk devletinin vazgeçilmez gereklerinden olduğunu açıkça vurguluyor.
Şimdi gözler hastane yönetiminde,
Hastane yönetimi mahkeme kararlarını neden ısrarla uygulamıyor?
İki kez yargıdan dönen işlemler hakkında idari inceleme başlatılacak mı?
Kararları alan yöneticilerin sorumluluğu araştırılacak mı?
Tekrarlanan yargılama giderlerinin kamu bütçesine yüklenmesinin hesabı sorulacak mı?
Hemşireler.Net – Haber Departmanı
