İstanbul Aile Hekimliği Derneği, kanser tedavisi gören ve beyin kanaması geçiren aile hekimleri ile ebe/hemşirelerin sağlık raporu süreleri nedeniyle sözleşmelerinin feshedildiğini belirterek kamuoyuna çağrı yaptı.
İSTAHED’den “Hastalanınca Kapı Dışarı” Tepkisi
İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED), aile sağlığı merkezlerinde görev yapan bazı aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının ciddi sağlık sorunları yaşadıktan sonra sözleşmelerinin feshedildiğini duyurdu.
Derneğin çağrısında, depremde, salgında ve olağanüstü dönemlerde büyük fedakârlıkla görev yapan sağlık çalışanlarının, bu kez kendi sağlık sorunları nedeniyle sistem dışına itildiği vurgulandı.
Açıklamada; kanser tedavisi gören, beyin kanaması geçiren aile hekimleri ile ebe/hemşirelerin, uzun süreli sağlık raporları gerekçe gösterilerek cezalandırıldığı ve sözleşmelerinin sonlandırıldığı iddia edildi.
6 Temmuz’da İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Önünde Basın Açıklaması
İSTAHED, yaşanan sürece tepki göstermek ve kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla 6 Temmuz 2026 Pazartesi günü saat 12.30’da İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önünde basın açıklaması yapılacağını duyurdu.
Dernek, açıklamaya tüm meslektaşlarını ve vatandaşları davet ederek, hasta olan sağlık çalışanlarının iş güvencesinin ortadan kaldırılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.
180 Günlük Rapor Süresi Tartışmanın Merkezinde
Tartışmanın merkezinde, aile hekimliği mevzuatında yer alan “sağlık sebebiyle yüz seksen günü aşan süreyle görevini ifa edememe” hükmü bulunuyor.
Mevzuatta yer alan bu düzenleme, sağlık sorunları nedeniyle uzun süre görev yapamayan aile hekimi veya aile sağlığı çalışanlarının sözleşmelerinin sona erdirilmesine dayanak oluşturabiliyor.
Sağlık meslek örgütleri ise bu hükmün özellikle kanser, beyin kanaması, ağır ameliyat, uzun süreli tedavi ve rehabilitasyon gerektiren hastalıklarda ciddi mağduriyet oluşturduğunu savunuyor.
“Hastalık Ceza Gerekçesi Olamaz” Eleştirisi
Sağlık çalışanları açısından tepki çeken nokta, ağır hastalık geçiren personelin tedavi sürecindeyken iş güvencesini de kaybetme riskiyle karşı karşıya kalması.
Meslek örgütlerine göre, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları yıllarca kamu hizmeti sunarken salgın, afet, deprem ve yoğun çalışma dönemlerinde görevlerinin başında kaldı. Ancak aynı çalışanların ciddi hastalık yaşadıklarında sistem tarafından korunmak yerine sözleşme feshiyle karşılaşması, sosyal devlet ve çalışma hakkı açısından tartışma yaratıyor.
İSTAHED’in tepkisinde de bu çelişkiye dikkat çekilerek, “depremde ve salgında kahraman” olarak görülen sağlık çalışanlarının, hastalandıklarında kapı dışarı edilmesinin kabul edilemeyeceği mesajı verildi.
Kanser ve Beyin Kanaması Geçiren Sağlık Çalışanları Gündemde
Gündeme gelen iddialara göre, beyin kanaması geçiren bir aile hekiminin uzun tedavi ve iyileşme sürecinin ardından rapor süresi nedeniyle sözleşmesi feshedildi.
Aynı süreçte kanser tedavisi gören aile hekimleri ve bir hemşirenin de benzer gerekçelerle sözleşmelerinin sonlandırıldığı ileri sürüldü.
Bu iddialar, sağlık çalışanlarının yalnızca çalışma koşullarıyla değil, hastalık dönemlerinde karşılaştıkları hak kayıplarıyla da gündeme gelmesine neden oldu.
Sağlıkta İş Güvencesi Tartışması Büyüyor
Aile hekimliği sisteminde sözleşmeli çalışma modeli uzun süredir tartışma konusu olmaya devam ediyor. Meslek örgütleri, sözleşmeli yapının sağlık çalışanlarını idari baskıya ve güvencesizliğe açık hale getirdiğini savunuyor.
Hasta olduğu için uzun süre rapor kullanmak zorunda kalan bir sağlık çalışanının sözleşmesinin sona erdirilmesi, çalışanların tedavi hakkı, iş güvencesi ve insan onuruna yakışır çalışma koşulları açısından yeni bir tartışma başlattı.
Sağlık çalışanları, ağır hastalıkların kişinin iradesi dışında geliştiğini belirterek, bu durumun cezalandırma veya sözleşme feshi gerekçesi yapılmaması gerektiğini ifade ediyor.
Meslek Örgütlerinden Mevzuat Değişikliği Çağrısı
İSTAHED ve sağlık meslek örgütleri, uzun süreli hastalık yaşayan aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları için koruyucu düzenlemeler yapılması gerektiğini savunuyor.
Özellikle kanser, beyin kanaması, kalp hastalıkları, büyük cerrahi operasyonlar ve rehabilitasyon gerektiren ağır hastalıklarda, 180 gün sınırının otomatik sözleşme feshi sonucuna yol açmaması gerektiği belirtiliyor.
Meslek örgütlerine göre çözüm, hasta olan sağlık çalışanını sistem dışına itmek değil; tedavi sürecini güvence altına alan, işe dönüş hakkını koruyan ve çalışma yaşamında mağduriyet yaratmayan yeni bir düzenleme yapılmasıdır.
Sağlık Çalışanı Hastalandığında Korunmalı
Yaşanan tartışma, sağlık sisteminin en temel sorularından birini yeniden gündeme taşıdı: Hastalara hizmet veren sağlık çalışanları, kendileri hasta olduklarında sistem tarafından ne kadar korunuyor?
Aile hekimleri, ebe ve hemşireler toplum sağlığının en ön saflarında görev yapıyor. Koruyucu sağlık hizmetlerinden aşılama çalışmalarına, gebe ve çocuk izlemlerinden kronik hastalık takibine kadar birçok alanda temel sağlık hizmetinin yükünü taşıyor.
Bu nedenle meslek örgütleri, sağlık çalışanlarının ağır hastalık dönemlerinde gelir, iş ve mesleki statü kaybı yaşamaması gerektiğini belirtiyor.
Kamuoyunun Beklentisi: Adil ve İnsani Düzenleme
İSTAHED’in çağrısı, yalnızca belirli sağlık çalışanlarının sözleşme feshiyle sınırlı bir tartışma olarak görülmüyor. Konu, sağlık sisteminde çalışanların hastalık, rapor, iş güvencesi ve sosyal haklarının nasıl korunacağına ilişkin daha geniş bir sorun alanına işaret ediyor.
Kamuoyunda oluşan beklenti, ağır hastalık geçiren sağlık çalışanlarının cezalandırılmış gibi sistem dışına itilmemesi ve mevzuatta insan odaklı bir düzenleme yapılması yönünde.
Sağlık çalışanları, hastalık dönemlerinde işini kaybetme korkusu yaşamadan tedavi olabilmeli; iyileşme sürecinin ardından mesleğine güvenli şekilde dönebilmelidir.
Sonuç: Sağlık Çalışanına Vefa Sadece Zor Günlerde Hatırlanmamalı
Depremde, salgında ve afet dönemlerinde fedakârlıklarıyla öne çıkan sağlık çalışanlarının, kendi sağlık sorunları nedeniyle sözleşme feshiyle karşı karşıya kalması büyük tepki çekti.
İSTAHED’in açıklamasıyla yeniden gündeme gelen konu, aile hekimliği sisteminde iş güvencesi ve hastalık hakkının daha güçlü şekilde korunması gerektiğini ortaya koydu.
Sağlık çalışanlarına gösterilen vefanın yalnızca kriz dönemlerinde değil, onların hastalandığı ve desteğe ihtiyaç duyduğu zamanlarda da somut olarak gösterilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Hemsireler.Net Haber Merkezi
