HEP-SEN, Şanlıurfa Harran Üniversitesi Hastanesi’nde çocuk ve erişkin yoğun bakım ünitelerinde asgari hemşire sayısının altında çalıştırma yapıldığı gerekçesiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin iptal kararının istinaf aşamasında da onandığını ve kararın kesinleştiğini duyurdu.
Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının çalışma koşulları ve hasta güvenliği açısından yakından izlenen bir yargı süreci daha sendika lehine sonuçlandı. HEP-SEN tarafından yapılan açıklamaya göre, Şanlıurfa Harran Üniversitesi Hastanesi’nde çocuk ve erişkin yoğun bakım ünitelerinde hemşirelerin mevzuatta belirlenen asgari personel standartlarının altında görevlendirildiği gerekçesiyle başlatılan hukuki süreç, istinaf incelemesinde de sendikanın haklılığını teyit etti. İlk derece mahkemesince verilen iptal kararının Bölge İdare Mahkemesi tarafından da onanmasıyla birlikte kararın kesinleştiği belirtildi.
HEP-SEN, yoğun bakım hizmetlerinde hemşire sayısının yalnızca idari bir planlama konusu olarak görülemeyeceğini; bu durumun doğrudan hasta güvenliği, bakım kalitesi ve sağlık çalışanlarının iş yüküyle bağlantılı olduğunu vurguladı. Açıklamada, yoğun bakım gibi hayati öneme sahip birimlerde personel eksikliğiyle hizmet yürütülmesinin hem hizmetin niteliğini olumsuz etkilediği hem de çalışanlar üzerinde sürdürülemez bir yük oluşturduğu ifade edildi. Bu çerçevede mahkeme kararının, mevzuatla belirlenmiş personel standartlarının bağlayıcı niteliğine dikkat çektiği kaydedildi.
Sendikanın değerlendirmesinde, idarenin “personel alımı yapılacak” ya da “süreç başlatıldı” şeklindeki genel ve belirsiz açıklamalarının tek başına yeterli kabul edilmediğine işaret edildi. HEP-SEN, yargı kararının özünde hukuki belirlilik ve idareye güven ilkelerinin bulunduğunu; somut takvim, uygulanabilir plan ve net tedbirler içermeyen beyanlarla yoğun bakım standartlarının fiilen askıya alınamayacağı yönünde önemli bir mesaj verildiğini aktardı.
Kararın pratik etkisine ilişkin değerlendirmede, yoğun bakım hemşire normlarının bir “tercih” değil, uyulması gereken bir yükümlülük olduğu vurgulandı. Hemşire sayısındaki yetersizliğin; hasta başı izlem süresinin azalması, kritik bulguların geç fark edilmesi, bakım sürekliliğinin zayıflaması ve ekip içi koordinasyonun güçleşmesi gibi riskleri artırabileceği belirtildi. Personel açığının aynı zamanda hemşirelerin iş yükünü yükselterek tükenmişliği derinleştirebileceği, bunun da hizmetin sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyebileceği ifade edildi.
HEP-SEN, benzer personel yetersizliği sorunlarının farklı illerdeki kamu hastaneleri ve üniversite hastanelerinde de görülebildiğini hatırlatarak, söz konusu kararın uygulamada emsal niteliği taşıyabileceğini kaydetti. Sendika, bu tür yargı kararlarının idareleri mevzuata uygun, planlı ve sürdürülebilir personel politikaları oluşturmaya yönelteceğini değerlendirdi.
Açıklamanın sonunda HEP-SEN, kazanılan hukuki sonucun yalnızca tek bir kurum özelinde değil, yoğun bakım hizmetlerinin ülke genelinde mevzuata uygun yürütülmesi açısından da önem taşıdığını belirterek; sağlık çalışanlarının haklarını, çalışma koşullarını ve hasta güvenliğini ilgilendiren başlıklarda hukuki ve sendikal mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.
Kaynak notu: Bu haber metni, sendikanın konuya ilişkin kamuoyuna açık duyurusunda paylaşılan bilgiler esas alınarak hazırlanmıştır.
